Yemek yeme, bir insanın temel fiziksel ihtiyaçlarından bir tanesidir. Yemek yemenin en önemli sebebi hayatımızı devam ettirmektir. Beslenme amaçlı yenilen yemek bizlerin daha sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olur.

Ama bazen insanlar beslenmeyi fiziksel ihtiyacın dışında da gerçekleştirir. Üzüntülü bir olay sonrası, baş etmekte zorlanılan stresli bir durumda, mutsuz olunduğunda veya kızgın olunan bir ruh hali durumunda insanlar yemek yemeyi isteyebilirler. Bu durumlarda insanlar yeme durumunu düzenlemekte zorlanabilirler. Olumsuz diye adlandırdığımız bu durumlar oluştuğunda aç veya tok olduğumuzu kontrol etmeksizin çok fazla yemek yemeye yönelebiliriz. Aslında burada sıkıntı veren şey bizlere rahatsızlık veren duyguları görmemek ve yemek yiyerek o duyguları bastırmaktır. Duyguları bastırma amaçlı fiziksel ihtiyacın dışından yemek yeme isteği uyanmasını ‘’duygusal yeme’’ olarak açıklayabiliriz.

Eğer sizlerle aşağıda verilen maddelerden bazılarını ya da hepsini yapıyorsanız bir yeme bozukluğuna sahip olmanız yüksektir.

-Aç hissetmediğiniz halde sürekli bir şeyler yemek istiyorsanız,

-Canınız sıkıldığında sürekli mutfağa gidip buzdolabını açıp kapatıyorsanız,

-Özellikle stresli, üzgün ve mutsuz olduğunuz zamanlarda olması gerekenden aşırı yemek yiyorsanız ve bu sizi rahatlatıyorsa,

-Aşırı yemek sonrası pişmanlık veya suçluluk duygunuz artıyorsa,

-Yediğiniz yemekler sürekli olarak abur cubur ise (cips, kola, hamburger vs.)

Kendinizde sizce bu durumlardan hangileri var ?

YEME BOZUKLUKLARI

 1.Anaroksiya Nervoza

Anaroksiya kelime anlamı iştah kaybı yaşamaktır. Nervoza ise duygusal sebepler olarak açıklanmaktadır. DSM 5’e göre Anaroksiya yaşayan bireyler kendi yaşı ve boyuna göre fizyolojik sağlığa sahip olabilmesi için beklenilen kilonun ortalama %15 oranında daha az kiloya sahip olmalarıyla açıklanmaktadır. Bu bireyler kendi kilolarını çarpıtmaktadır. Yani kendileri zayıf olmalarına rağmen sanki çok kiloluymuş gibi düşünürler. Yani Anaroksiya sahip bireyler vücudu hakkında yanlış bir inanışa sahiptir. Düşüncenin çarpık olmasıyla beraber de kilo almaktan çok korkarlar. Bu yüzden sürekli olarak besin tüketmeyi reddederler ve besin almamak için kendilerini kısıtlayıcı davranışlar üretirler. Örneğin ağır spor egzersizleri yapma ve yemeyi kısıtlama gibi davranışlara sahiptirler. Bu şekilde kontrol etmek aslında onları kendi bedeni üzerinde iyi hissetmelerine yardımcı olur. Besin eksikliğinden kaynaklı bu yemek bozukluğu onları ölüme kadar götürebilmektedir.

2.Bulimiya Nervoza

Bulimiya nervoza yunanca ‘’ÖKÜZ AÇLIKLIĞI’’ demektir. DSM 5’e göre bir insanın 2 saat içerisinde normalde yemesi gereken yemekten çok fazla yeme durumu söz konusudur. Bu yemeyle beraber kişi yemek yeme üzerinde kontrolünü kaybettiğini hisseder. Bulimiya sahip bu bireyler kilo almak istemediği için yeme atağı sonrasında telafi edici davranışlar sergilerler. Bu davranışlar arasında kendini kusturma, hiç yemek yememe, aşırı spor egzersizleri ve idrar söktürücü ilaçlar kullanma bulunmaktadır. Bu bozukluğun tanısını koyabilmek için telafi edici bu tutumların 3 ay içerisinde haftada en az bir kere yapılması gerekmektedir. Bulimiya sahip bireyler kendilerini değerlendirirken beden ağırlıklarına fazlaca anlam yüklerler ve kendileri bu anlam üzerinden olumsuz olarak etkilenirler.

3.Pika

Pika sendrumu olarak adlandırılan yeme bozukluğunun temel özelliği en az bir aydan fazla bir sürede çocukların besin maddesi olmayan (toprak, cam, çamur, kil vb.) ürünler tüketmesidir. Yabancı madde yeme alışkanlığı olarak da adlandırılan bu sendrom genellikle toplum normlarına ve çocuğun gelişimine uygun olmayan biçimde gerçekleşir. Uygun olmayan maddeleri almaları sonucunda da çocuklarda bağırsak problemleri (idrarda kan, enfeksiyon, kabızlık, ishal veya karın ağrısı gibi) ortaya çıkmaktadır. Bazı araştırmalar sonucunda pika sendromuna sebep olarak bazı besinlerin eksikliğinden (demir, çinko, kalsiyum, B1ve B6 vitamini) kaynaklanabileceğini söylemektedir.

4.Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu

DSM 5’e göre bu yeme bozukluğuna sahip bireyler normal bir bireyin benzer zaman ve koşullarda yemesi gereken yemeğin oranından çok daha fazlasını yeme atağı olarak gözlenmektedir. Bu yeme atağı sırasında bireyler kontrolünü kaybettikleri hissi yaşarlar ve yemeyi durduramazlar.

Tıkanırcasına yeme zamanlarında aşağıdaki maddelerden en az üçünü yaşıyor olmak gerekmektedir. Bunlar;

-Olması gerekenden çok daha hızlı yeme davranışı

-Rahatsız edecek düzeyde tokluk yaşamasına neden olacak kadar yemek yeme

-Fiziksel olarak açlık hissetmemesine rağmen aşırı yeme

-Çok fazla yediği için utanma ve bu yüzden yalnız yemek yeme davranışı

-Yeme atağı sonrasında aşırı düzeyde suçluluk duygusu ve bu yüzden ruhsal olarak depresif hissetme

-Yeme ataklarının 3 ayda içerisinde e az haftada bir olması durumu olarak belirlenmiştir.

Bunun yanı sıra tıkanırcasına yeme bozukluğunda yeme atağı sonrasında telafi edici davranışlara (kusma veya idrar söktürücü ya da aşırı egzersiz) girmedikleri görülmüştür. Bu yüzden çoğunlukla tıkanırcasına yeme bozukluğuna sahip bireylerin obez olduğu görülmektedir.

5.Gece Yeme Bozukluğu

Yapılan araştırmalara göre gece yeme bozukluğuna sahip bireyler gün içerisinde alması gereken besinlerin yarısından çoğunu akşam yemeğinden sonra yiyerek aldığı görülmüştür. Çoğunlukla gece uykusuzluk veya sürekli uyanma görülmektedir. Bununla beraber uykusuzluk ve uyanma zamanlarında yeme davranışı olduğu görülmektedir. Bu yeme davranışı olması gerekenden aşırı düzeydedir yani neredeyse tıkanırcasına yeme yenildiği görülür. Bu bozukluğa sahip bireyler kiloyu dert etmezler ve bu yüzden genellikle obezite oldukları görülmektedir. Bu yüzden obezite ile beraber tansiyon ve diyabet gibi sağlık problemlerin de yeme bozukluğuna eşlik etme oranını artırmaktadır.

Sizlerde almanız gereken öğünün çocuğunu gece aldığınızı hiç gözlemlediniz mi ?

6.Ortoreksiya (Sağlıklı Beslenme Takıntılığı)

Son zamanlarda ortaya çıkan bu yeme bozukluğunda insanlar sağlıklı besin alma konusunda yüksek düzeyde endişe duyarlar. Yeme konusu onlar için bir saplantı haline dönüşmüştür. Bu yüzden her besinin içeriğine detaylı bir şekilde bakarlar ve bunun üzerine araştırma yaparlar. Gün boyu ortalama 3-4 saat boyunca sağlıklı yeme ve beslenme üzerine düşünürler. Yemelerine çok dikkat ederler ve bu yüzden dışarıda yemek yemeyi azaltırlar. Bu sebeple evde yeme ile beraber sosyal yaşam olarak geri çekilme görülür.  Önceden tükettiği besinleri sonrasında sağlıksız olduğunu düşündükleri için yemeyi bırakırlar. Kendilerince doğru olduklarına inandıkları beslenme programı hazırlarlar. Ama hazırladıkları program çoğunlukla az yeme üzerine olduğu için sağlıksız bir beslenmeye dönüşür. Beslenmeyi kontrol ettiklerine inandıkları için çok iyi hissederler ama diyetin veya beslenme programının dışına çıktılarında da suçluluk hissi yaşamalarına neden olmaktadır.

Sağlıklı beslenme takıntısı yaşayan bireylerde Obsesif Kompulsif Bozukluğu eşlik etme oranı yüksektir.

 

7.Geri Çıkarma (Geviş Getirme) Bozukluğu

Geviş getirme bozukluğu en az bir ay boyunca sürekli olarak yenilen yemeğin geri çıkarılması ile ortaya çıkmaktadır. Bu bozukluk kapsamında geri çıkarılan yiyeceğin sebebi herhangi bir mide veya bağırsak hastalığı nedeniyle ortaya çıkmaması gerekmektedir. Özetle geri çıkarmanın sebebi başka bir sağlık problemi olmamalıdır. Bu bozukluğa sahip bireyler bazen geri çıkardığı besini geri yutabilir, ağızda uzun süre çiğneyebilir ya da ağızdan atabilir.

8.Kaçıngan/Kısıtlı Yiyecek Alımı Bozukluğu

-Belirgin bir kilo kaybı durumu

-Belirgin bir beslenme eksikliği

-Tüp yardımıyla beslenme durumu ya da ağızdan besin desteğine bağlı kalma

-Ruhsal ve toplumsal işlevsellikte belirgin bir düşüş gerçekleşmesi

Yukarıdaki maddelerden en az birinin mevcut olması ve belirgin olarak beslenme ve enerji gereksinimin karşılanamadığı bir yeme bozukluğudur. Yemek yemeye karşı bir ilgisizlik, yiyeceklerin tadından, dokusunda, kokusundan veya görüntüsünden rahatsızlık duyma söz konusudur. Aynı zamanda yemek yemenin tiksindirici sonuçlarından dolayı kaygı duyulmaktadır. Bu yeme bozukluğu kültürel bir etkenle veya yiyeceğe ulaşamama gibi bir durumla açıklanamaz.

Tedavi için bir psikoloğa başvuru yapmanız gerekmektedir.

21 Şubat 2023